|
Türkiye değerini bulma yolunda. İstanbul buna öncülük ediyor. Bir ülkenin değerinin istikrar ve güvene ne kadar endeksli olduğunu, uluslararası hukuka uymanın ve yabancı sermayeye güven telkin eden bir hükümetin nelere kadir olduğunu son 2 aydır iyice anlamış bulunuyoruz. Fırsatlar ülkesi Türkiye’de, inanılmaz bir süreç yaşanıyor. Üç hafta içerisinde 1 km çaplı çemberdeki 3 arazi % 300 primle satılıyor. İstanbul’da arazi m2leri 15 000 USD’lerden değer buluyor. Ülkemi seviyordum, ama bu ülkemi çok ama çok seviyorum. Yabancılara peşkeş çekiliyor denilen ülkede 40.000 m2 bir arazi zamanında ülkenin kaderini değiştirmiş bir rakama satılıyor: 700 milyon USD. Bütün yabancı peşkeşi böyle olsa keşke, hazineye nakit giren bu inanılmaz rakamlar KDV ile birlikte milyar dolarları buluyor. Tapu harçları da cabası. Bu gelişmeler, takipçi ve cesur girişimcilere de önemli fırsatlar sunuyor. Biliyoruz ki tüm arazi sahiplerinin mallarının değeriyle ilgili kafalarında mutlaka bir rakam oluyor; bu hayal edilen rakam da genelde rayiç fiyatın biraz üzerinde oluyor. Ancak değişim o kadar hızlı yaşanmaya başladı ki,arsa sahibinin hayalindeki rakama bile satın alınan rakam İstanbul’da çok değil 10 gün içerisinde yarı fiyat kalmış oluyor. Yatırımcı % 100 prim yapmış bir arazi sahibi oluyor. Bu tip bir fırsatın bir daha 50 sene gelmeyeceğini söyleyebilirim. Hatta bu fırsatın maksimum 6 ay içinde oturacak tüm değer analizleriyle iyice yavaşlayacağını düşünüyorum. O zaman ne yapıyoruz? İmarı olsun olmasın, devletten çalınmamış, milletten çalınmamış, tapusu olan olmayan, su havzasında olmayan, ormanları kesmeyeceğimiz hangi araziyi bulursak bütçemiz oranında yatırım yapıyoruz. Kazanıyoruz kazanıyoruz…
|